17 Temmuz 2018 Salı

İngilizce ALFABE Eğitimini Destekleyecek 5 Etkinlik, 5 Oyun


21. yüzyıldaki teknolojik gelişmelere bağlı olarak İngilizcenin bir dünya dili olmaya yönelik adımlarının hızlanması ve özellikle gelişmekte olan ülkelerde öneminin giderek artması sonucu İngilizce eğitimi gerek devlet tarafından gerekse özel sektör tarafından teşvik edilmeye başlanmıştır. Akademik hayatta ve meslek hayatında avantajlar sağlaması nedeniyle bugün pek çok birey yabancı dil olarak İngilizce eğitimine yönelmiştir.
7’den 70’e her yaş grubunda İngilizce eğitiminin temel basamağı kuşkusuz “Alfabe Eğitimi”dir. Hedef kitlenin yaş grubuna göre kullanılacak yöntem ve teknikler değişiklik gösterse de doğru telafuz için bu konunun üzerinde hassasiyet ile durulması gerektiği aşikardır.
İngilizce harfleri öğrenmek dili tanıma ve dilde akıcılık kazanmak adına ilk basamaktır ve birey için yabancı olduğu bu 26 yeni harf ve sesi tanımak kuşkusuz zorlu bir süreçtir. Bu nedenle süreç aşamalı ve tekrara dayalı olmak durumundadır. Her ders bir önceki dersin konusu olan harf ve seslerin tekrarını yaparak yeni harf ve seslere geçmek, yeni ve farklı yöntemlerle öğretilen harf ve sesleri pekiştirmek, bireysel ilgi ve hızı göz önünde bulundurarak ilerlemek süreci daha kolay ve eğlenceli hale getirecektir.

Alfabe Eğitimini Destekleyecek İngilizce 5 Etkinlik

Aşağıda Alfabe Eğitimine yönelik bireysel ve kitlesel eğitimde kullanabileceğiniz 5 farklı etkinlik bulunmaktadır. Hedef kitlenin yaş grubuna yönelik farklı etkinlikleri düzenli aralıklarla uygulamak kalıcı öğrenmeyi arttıracaktır.

İngilizce Şarkılar

Alfabe temalı şarkılar İngilizce harfleri eğlenceli bir şekilde tanıtmada kullanılabilecek en pratik ve eğlenceli yöntemlerden biridir. Harfleri ve sesleri işitsel olarak öğretmen adına bebeklikten itibaren kullanılabilecek olan bu yöntem önce düzenli aralıklarla şarkıları dinleterek sonrasında da bireyin şarkıları söyleyerek harfleri seslendirmesi sağlayarak uygulandığında kalıcı öğrenme artacaktır. Kitlesel eğitimde bireylerden şarkıda geçen harflerin biçimine girmeleri istenerek yöntem kinestetik öğrenciler için uygun hale getirilebilinir.

İngilizce Kitaplar

Alfabe temalı resimli kitaplar görsel hafızayı kullanarak harfleri tanıtma adına çok etkili bir yöntemdir. Bebeklikten itibaren kullanılabilecek bu yöntem önce kitaplardaki harflerin eğitici tarafından gösterilerek seslendirilmesi sonrasında eğitici tarafından harfin gösterilmesi bireyin harfi seslendirmesi şeklinde uygulandığında kalıcı öğrenme kolaylaşacaktır. Bireyde kalıcı öğrenmenin sağlanıp sağlanmadığını anlamak adına harflerin önce sırayla sonra da karışık şekilde gösterilerek bireyin bu harfleri seslendirmesini istemek faydalı olacaktır.

İngilizce Flashcards (Görsel Eğitici Kartlar)

Alfabe temalı flashcards (görsel eğitici kartlar) görsel hafızayı kullanarak harfleri tanıtma adına çok etkili bir yöntemdir. Üç aşamalı bir yöntem ile kullanıldığında kalıcı öğrenme kolaylaşacaktır.
Harfi tanıtma
Bu aşamada harfler önce sırayla sonra da karışık olarak bireye eğitici tarafından gösterilerek seslendirilir. Böylelikle birey tüm harfleri görsel olarak tanır; seslendirilişlerini öğrenir.
Doğru harfi göster
Bu aşamada eğitici önce sırayla sonra da karışık olarak bireye harfleri seslendirir, birey duyduğu sesin kartını eğiticiye gösterir. Böylelikle birey bir önceki aşamada işitsel ve görsel olarak tanıdığı harfleri öğrendiğini uygulamalı şekilde gösterebilir.
Harfi seslendir
Bu aşamada eğitici önce sırayla sonra da karışık olarak kartları bireye göstererek seslendirmesini ister. Eğitici birey tarafından tüm harflerin içselleştirildiğini anladığında, bireyin önce kartlara bakarak sonra da bakmadan harfleri çizmesini isteyebilir. Bu yöntem ile görsel ve işitsel öğrenme yazma becerisi ile birleştirilerek kalıcı öğrenme arttırılmış olur.
İngilizce oyun hamurları ve yap-bozlar
Alfabe temalı yap-bozlar ve oyun hamurlarının bu konu için kullanımı harfleri görsel ve dokunsal olarak tanıtma adına eğlenceli ve etkili bir yöntemdir. Birey daha önce görsel ya da işitsel olarak tanıdığı harfleri oyun hamurlarından kendisi yapar ve seslendirirse, kalıcı öğrenmeyi artacaktır. Aynı şekilde harfi öncesinde görsel ve işitsel olarak tanıyan birey yap-bozlar ile harflerin dokusunu tanır bu da ileri ki aşamalarda harfleri yazma sürecini kolaylaştırır.

Alfabe Eğitimini Destekleyecek İngilizce 5 Oyun

Kendi alfabe posterini /kitabını yap

Hem görsel, hem işitsel hem de kinestetik öğrenciler için oldukça uygun ve eğlenceli olan bu yöntemde bireyden seslendirilen tüm harflerin büyük7küçük harf şeklinde görselleri istenir. Hem gazete ve dergilerden bulunabilecek hem de çizim boyama şeklinde oluşturabilecek olan yöntemde birey kendi alfabe posterlerini oluşturur. Alfabe kitabında ise buna ek olarak seslendirilen harf ile başlayan nesnelerin görselleri harfin altına çizilip boyanabilir ya da yapıştırılabilir, böylelikle kelime öğretimine de giriş sağlanabilir. İleri ki aşamalarda bu nesnelerin adlarının da görsellerin altına yazılması istenebilir.

What’s in it?

Bu oyunda eğitici çeşitli kelimeler seslendirir; birey seslendirilen kelimenin içindeki harfleri sırayla tahtaya çizmeye ya da varsa görsel eğitici kartları tahtaya yapıştırmaya çalışır. Sesleri tanımak, hecelemek ve yazı çalışması adına faydalı bir oyundur.

Alphabet Bingo

Kitle eğitimine uygun, harfleri tanıtmak adına faydalı ve eğlenceli bir oyundur. Üzerinde harflerin yazılı olduğu bingo kartları bireylere dağıtılır. Eğiticinin kutudan çektiği ya da seslendirdiği harfe işaret konur. Satırları ilk tamamlayan “Bingo” der ve oyun kazanılır.

Beach Ball Alphabet

Kitle eğitimine uygun, açık alanda oynanabilen faydalı ve keyifli bir oyundur. Bireyler gruplara ayrılır ve her gruba üzerinde farklı harflerin yazılı olduğu plaj toplarından verilir. Eğitici topu atar; tutan birey önündeki harf ile başlayan bir sözcük söyler ve topu başka bir bireye atar.

İngilizce eğitimi ne kadar ezbercilikten uzak, etkinlik bazlı ve öğrenci odaklı olursa kalıcı öğrenme o kadar artmaktadır. Bu nedenle konulara uygun etkinlik ve oyunlar eğiticiler için vazgeçilmez unsurlardan olmalıdır.
Yayınlanan web sitesi: http://blog.classloom.com/tr/ingilizce-alfabe-egitimini-destekleyecek-5-etkinlik-5-oyun/

İngilizce Sayılar Öğretiminde 5 Etkinlik 5 Oyun





Temel İngilizce Öğretiminde “sayılar” konusu vazgeçilmez başlıklar arasındadır. Özellikle okul öncesi ve ilköğretim müfredatlarında yerini almış olan bu konu, aslında her yaş grubuna uygulanabilecek basit oyun ve etkinliklerle kısa zamanda öğretilebilir.
Gündelik hayatımızda tarih okumadan, hesaplamaya, saat okumadan problem çözmeye kadar pek çok alanda kullanılan bu konunun öğretilmesi için yaş grubuna göre farklı etkinlikler mevcuttur.
Yabancı dil eğitiminde içerik tespiti kadar önemli bir diğer unsur da hedef kitlenin yaşı ve hazırbulunuşluk düzeyidir. Örneğin; “sayılar” konusunun öğretilmesi; okul öncesi bir hedef kitle ile yetişkin bir hedef kitle kıyaslandığında yöntem ve teknik olarak farklılık gösterecektir.

Sayı Öğretiminde Kullanılabilecek 5 Farklı Etkinlik

Aşağıda paylaşılan etkinlikleri eğitimci ve veliler, öğrencilerinin yaş ve hazır bulunuşluk düzeyini göz önünde bulundurarak uygulamalıdır.

Nesneleri Sayıyoruz

Özellikle işlem öncesi (2-7 yaş) ve somut işlemler (7-11 yaş) dönemindeki öğrenciler için yabancı dil eğitiminde soyut bir kavram olan “sayılar”ın somut nesnelerle ilişkilendirilerek öğretilmesi kalıcılığı arttıracaktır. Somut nesneleri önce teker teker, sonra ikişer, üçer, dörder, beşer… şeklinde gruplayarak öğretmek bilgiyi ezbercilikten çıkaracaktır.
Bu noktada hedef kelime sayısını da yaş grubuna göre 5-10 arasında tutmak faydalı olacaktır. Örneğin hedef kelimeler “1-10 arası rakamlar” ise önce “1’den 10’a kadar sayma” sonra “10’dan geriye doğru sayma” sonra da yukarıda bahsedilen gruplaştırma yöntemini kullanma ve tüm bunları yaparken somut nesnelerle ilişkilendirme verimli öğrenmeyi kısa zamanda sağlayacaktır.

Şarkılarla Öğreniyoruz

Özellikle işlem öncesi (2-7 yaş) ve somut işlemler (7-11 yaş) dönemindeki öğrenciler için yabancı dil eğitiminde görsel, işitsel ve bedensel öğrenme yöntem ve tekniklerinin aynı anda kullanılması önemlidir. “İngilizce Eğitiminde Şarkı Kullanımı” bu üç tekniği de içinde barındıran değerli ve anlamlı bir yöntemdir zira öğrencilere hem eğlenceli bir öğrenme ortamı sağlayarak farkında olmadan öğrenmeyi gerçekleştirmekte hem de öğrencinin görsel, işitsel ve bedensel faaliyetlerini aynı anda yabancı dil eğitimine entegre edebilmektedir.
Aşağıda verilen şarkılar “sayılar” konusunu öğretmede kullanılabilecek temel şarkılar arasındadır. Öğretmenler imkanlar dahilinde şarkının videosunu izletip hareketlerini öğrencilerine yaptırabilir yada kendileri hareketleri göstermede rol model olabilir.
  • Five Little Monkeys Jumping on the Bed
  • Five Little Ducks Went Out One Day
  • Ten Little Indians
  • One Little Finger (Tap Tap Tap)
  • Ten Green Bottles Hanging on the Wall
  • There Were Ten in the Bed (and the Little One Said Roll Over)

Doğru Sayıyı Tut

Bu etkinlik her yaş grubuna entegre edilebilecek bir etkinliktir. Yabancı dil eğitiminde vazgeçilmez araç gereçlerden biri de “flashcard (eğitici görsel kart)”lardır. Bu kartlar pek çok farklı etkinlikte kullanılabilir. Örneğin “sayılar” konusunu öğretirken ilgili kartlar önce sırasıyla sonra karışık olarak gösterilerek öğrenciden sesli telaffuz istenebilir. Etkinliğe biraz canlılık katılmak istenirse yarışma ortamı düzenlenerek kartlar öğrenme ortamının farklı yerlerine asıldıktan sonra öğretmenin rakamı sesli söylemesi ile birlikte en kısa zamanda doğru rakamı bulup getiren kazanır şeklinde bir planlama yapılabilir.
Öğrenme ortamında konu ile ilgili poster tarzı görsellerin sürekli bulundurulması da görsel hafızayı güçlendirecektir.

Kendi Sayını Yap

Özellikle işlem öncesi (2-7 yaş) ve somut işlemler (7-11 yaş) dönemindeki öğrenciler için ince motor becerilerini destekleyici etkinlikler ve yaparak yaşayarak öğrenme oldukça faydalıdır. Bunu yabancı dil eğitimi ile destekleyecek pek çok etkinlik mevcuttur. Örneğin “sayılar” konusu için mevcut pek çok kes-yapıştır, boyama, nokta birleştirme… gibi etkinliklere kolaylıkla ulaşılabilmektedir.
Bu tarz etkinlikler, oyun hamurlarından veya legolardan rakamlar yapıp sesli telaffuz etme yada duyduğu rakamın şekline girme gibi eğlenceli etkinlikler ile desteklenebilir.

Tekerleme, Hikaye Ve Bilmeceler

Bu etkinlikler her yaş grubuna entegre edilebilecek etkinliklerdir. Hem okuduğunu anlama becerisini hem telaffuzu hem de düşünme becerisini destekleyen bu etkinlikler ile öğrenciler farkında olmadan eğlenerek ve kolaylıkla mevcut konuyu öğrenebilir. “Sayılar” konusu ile ilgili bu tarz etkinliklere kolaylıkla ulaşılabilmektedir.
İleriki seviyelerde ise sayının yazımı, cümle içinde kullanımı şeklinde yazma etkinlikleri ile konu pekiştirilebilinir.

5 Oyunla Sayıların Öğretimi

Bingo

Bizdeki tombala oyununa oldukça benzey
en, içinde farklı sayılar barındıran özel kartlarla oynanan bir oyundur. Öğrenci öğretmenin telaffuz ettiği sayı kendi kartında varsa işaretler; sayıları önce bitiren kişi yada grup kazanır. Özellikle ileri seviyedeki sayıların öğretimi ve pekiştirilmesi için idealdir.

Buzz

Öğrenciler 1’den itibaren sırayla saymaya başlar. 7 ve katlarına denk gelen her sayı yerine o sayının denk geldiği öğrenci “buzz” demek zorundadır ve bu sıralama gittikçe hızlı bir şekilde yapılmalıdır. Hedef kelime sayısının artmış olduğu kalabalık gruplar için ideal bir oyundur.

Guess The Number

Öğrenciler sırayla tahtaya çıkar ve kendilerine öğretmen tarafından sessizce söylenmiş olan sayıyı ipuçları ile sınıfa anlatmaya çalışır. Sayıyı doğru tahmin eden, yeni anlatıcı olacaktır. Hem konuşma becerisini geliştirmede hem de sayıların pekiştirilmesinde kullanılabilecek faydalı bir oyundur.

Number Code

Hedef kelimeler ayrı ayrı kağıtlara yazılıp bir kutuya konur. Her öğrenci gelip kutudan bir kart çeker, çektiği sayıyı doğru şekilde telafuz eder ve tahtaya yapıştırır. Tahtadaki sıralama doğru olmalıdır. (Öğretmen sıralamayı teker teker, ikişer, üçer… şeklinde değiştirebilir.)

Let’s Dance With Numbers

Öğretmen sınıfta bir şarkı açar. Öğrenciler karışık şekilde öğrenme ortamında yürür. Şarkı belirli aralıklarla durdurulur ve her durduruluşta öğretmen bir rakam söyler. O rakamdaki öğrenci sayısı kadar toplanabilen ilk grup yarışmayı kazanır.
Sayıları okuma ve yazmada belirli düzeyde ilerleme sağlandığında konu, günlük konuşma konuları ile ilişkilendirilebilir. (saat, tarih, dört işlem, telefon numarası okuma…vb) Böylelikle yabancı dilde kelime edinimi ile konuşma becerisi birlikte kazandırılmış olacaktır.
Yabancı dil eğitimini ezberci yöntem ve tekniklerden uzaklaştırarak; öğrenci merkezli ve
etkinlik ağırlıklı planlamak hem öğretmeni mesleki yönde geliştirmekte hem de öğrencilerde kalıcı öğrenme sağlamaktadır.
Yayınlanan web sitesi: http://blog.classloom.com/tr/ingilizce-sayilar-ogretiminde-5-etkinlik-5-oyun/

Dil Zekası Nedir? Nasıl Anlaşılır?

Günümüzde “zeka” kavramı hala keşfedilmemiş noktalar barındırmaktadır. Örneğin; Howard Gardner “Çoklu Zeka Kuramı”nı ortaya atmadan önce insanların zekaları matematik, geometri ve mantık sorularından oluşan IQ testleri ile ölçülmekte; sayısal zekaya sahip olmayan insanlar bu test tarafından “düşük zekalı” olarak nitelendirilmekteydi.
Oysa birbirinden en az parmak izleri kadar farklı olan insanların “zeka” kavramlarını sadece sayısal alana göre sınıflandırmak oldukça büyük bir hataydı ve Howard Gardner sadece IQ testlerinin başarılı bulduğu insanların değil tüm insanların farklı alanlarda zeka ve yeteneği olduğunu ortaya çıkardı.
Gardner’ın literatüre kattığı “Zeka Tipi” kavramı ile her insanının zeki ve değerli olduğu kabul gördü.
Howard Gardner’ın teorisine göre sekiz “Zeka Tipi” belirlenmiş olup dokuzuncu zeka tipi üzerine de çalışmalar yürütülmektedir. Bu zeka tipleri “Sözel-Dilsel, Sayısal-Mantıksal, Görsel-Uzamsal, Bedensel-Kinestetik, Ritmik, Doğacı, İçsel ve Sosyal Zeka” şeklinde sıralanabilir. Bunlara ek olarak üzerinde hala çalışmalar yürütülen “Varoluşsal – Felsefi Zeka” tipi de bulunmaktadır.
Her insan bu zeka tiplerinin tamamına sahip olmakla beraber kişilerde bireysel olarak bazı zeka tipi veya tipleri baskın olmaktadır.

3000’den Fazla Dili Konuşabilme Yetisi İle Dünyaya Geliyoruz

Çağdaş dilbilimcilerine göre insan yaklaşık 3000’den fazla dili konuşabilme yetisi ile dünyaya gelir. Kişi bebeklikten itibaren dış dünyadan yansıyan sesler aracılığı ile isteklerini sesle ifade yollarını öğrenir.
İçinde doğduğu kültürel miras da kişiye neyi, nerede, ne zaman söyleyeceğini iletir. Bu süreçte kişi okuma ve öğrendiklerini dile getirebilmeyi dilsel zekası ile başarır.
Anne sesi, annenin konuşma tarzı, annenin dili kullanma şekli, annenin nesne ve olaylara gösterdiği sözlü tepkiler, bebeğin dilsel zeka alanının özelliklerini inşa etmeye başlar. Yazılanların akılda tutulması konusunda şiir ve hikaye anlatılması ve konular hakkında betimlemeler yapılması bu zeka tipini geliştiren unsurlardandır.
Kelimelerin gücünün farkına varması, farklı dilleri hızlı öğrenme becerisi ve farklı kişilerle hemen sözel bağlantıya geçmesi bireyin sözel-dilsel zeka alanını daha ağırlıklı kullandığının en belirgin göstergeleridir.

Dilsel Zekaya Sahip Bireyin Özellikleri Neler?

* Kelime oyunlarını ve süslü cümleler kurmayı sever.
* Yabancı dil öğrenmeye yatkındır.
* Telaffuzda oldukça başarılıdır.
* Bir dilin yapısını ve karmaşık cümleleri kolaylıkla çözümleyebilir.
* Okuma, yazma, dinleme ve konuşma gibi dil sanatlarında farklı yapılar ve yeni dil formları oluşturur.
* Dilbilgisi hatalarını ve anlatım bozukluklarını çabuk fark eder; kurallara uygun şekilde okur, yazar ve konuşur.
* Sözlü ve yazılı iletişimi iyidir.
* Kitap okumayı sever
* Yazı yazmada başarılıdır.
* En iyi okuyarak, notlar alarak, dinleyerek ve tartışarak öğrenir.
* Yazılı kaynaklardan araştırma yapmayı sever.
* Hikayeler anlatır, anlattıklarına mizah ve ilgi çekicilik katmayı sever.
* Şiir yazma kabiliyetleri bulunur, şiir okumaktan hoşlanırlar.
* Okuduklarını ve dinlediklerini kolaylıkla yorumlar; üzerine konuşmayı sever.
* Şemadan çok yazarak ve metin kullanarak anlatmayı ya da konu ile ilgili tartışmayı severler.
* Konu başlıkları ilgisini çeker. Daha konu başlığına bakarken konunun içeriği ile bağlantıyı kurar ve başkalarına aktarır.
* Herhangi bir konuyu farklı anlatım ve yaklaşımlarla sunabilir.
* Kelime dağarcığı ve hafızası kuvvetlidir.
* Ezber kapasitesi ve hızı yüksektir. Rahatlıkla büyük bir kitabı ezberleyebilir.
* Özlü sözleri, ünlü kişilerden alıntıları, atasözleri ve deyimleri kolaylıkla aklında tutabilir.
* Hitap gücü ve nutuk becerisi yüksektir.
* İkna kabiliyetleri yüksektir.
* Etkili dinleme becerilerine sahiptir.
* Diğer insanların seslerini, dil üslubunu, okumasını ve yazmasını taklit edebilir.
* Sunucu, editör, öğretmen, gazeteci, şair, komedyen, yazar, hatip veya hukukçu olmaya eğilimlidirler.
Yabancı dil öğrenimine yatkın bireylerde genelde Sözel-Dilsel Zeka türü baskın olmaktadır. Bu zeka türünün baskın olduğu bireyler yabancı dili etkili bir biçimde kullanma, kelimelerle ve seslerle düşünme, dildeki kompleks anlamları kavrayabilme, insanları yabancı dilde ikna edebilme, dildeki farklı yapıları fark edebilme, yeni yapılar oluşturabilme ve farklı dilsel kalıplarla ilgilenme becerisine sahiptir.

İngilizce Eğitiminde Şarkı Kullanımı Neden Önemli, Kazanımları Neler?

Ülkemizde son yıllarda yapıcı çalışmalar olmakla birlikte İngilizce eğitimi hala kanayan yara olmaya devam etmektedir. Uzun yıllar yoğun ders saatleriyle görülen İngilizce eğitimi, sonuç olarak beklenen çıktıyı yani “konuşma becerisini” yeterli seviyede ortaya koyamamaktadır.
Bir yabancı dilin asli öğrenilme amacı iletişim kurmak iken yani verilmek istenilen mesajın alıcıya doğru şekilde teslim edilmesi ve alıcı tarafından doğru algılanıp yanıtlanması iken ülkemizde bu ayak hep eksik kalmaktadır. Uygulanan ölçme değerlendirme araçlarının neredeyse hiç birinde “konuşma becerisi” üzerinde durulmamakta daha çok yapı ve kelime edinimi üzerine yoğunlaşılmaktadır.
Yapılan araştırmalar yabancı dil eğitiminin iki önemli unsurunu yaş ve ortam olarak göstermektedir. Diğer bir deyişle yabancı dil eğitimine ne kadar küçük yaşta başlanılırsa ve öğrenciye ne kadar doğal bir öğrenme ortamı hazırlanabilinirse öğrenme o kadar hızlı ve kalıcı hale gelecektir. Ülkemizde İngilizce eğitimine başlama yaşı gittikçe küçülmekle birlikte doğal ortam sağlama konusunda hala ciddi yeniliklere ihtiyaç duyulmaktadır.
Yabancı dil eğitimi ne kadar sınıf dışına taşınabilinirse ezberci eğitimden o kadar uzaklaşılmakta keyifli ve kalıcı bir öğrenme ortamı sağlanmaktadır. Sınıf dışına taşınmış, doğal ortamda gerçekleştirilen yabancı dil eğitimi sadece yapı ve kelime edinimine destek vermekte aynı zamanda dört temel beceri olan okuma, yazma, dinleme ve konuşma becerisine de katkı sağlamaktadır. Müzik yabancı dil eğitimini doğal ortamda gerçekleştirebilmek adına kullanılabilecek önemli unsurlardan biridir. Her yaşta öğrencinin keyifle kullanabileceği bu yöntem yabancı dil eğitimine ciddi katkılar sağlamaktadır.

İngilizce Neden Şarkılarla ve Müzikle Öğrenilmeli?

Beyni geliştirir

Klasik müzik dinlemenin öğrenme gibi zihinsel işlevlerin performansını arttırdığına yönelik pek çok bilimsel veri bulunmaktadır.

Duygusaldır

Müzikle ilişki derindir ve güçlüdür. Şarkılar duyguların kilidini açan bir anahtardır, ruh halini derinden etkiler, zihinsel ve fiziksel mutluluğu artırır. Duygulara hitap eden her şeyi hatırlamak da kolaylaşır.

Kolaylıkla edinilen bir alışkanlıktır

İnsanların yeni bir dil öğrenmeyi zor bulmalarının bir sebebi de çalışmalarına ayıracak ekstra bir zamanlarının olmayışıdır ancak müzik gidilen her yere götürülebileceği için zamandan ciddi anlamda tasarruf sağlayacaktır.

Kültürü öğretir

Şarkılar o dilin kültürü, o dili konuşan insanların nasıl düşündüğü ve ne hissettiği hakkında bir öngörü kazandırır. Kültüre aşinalık ise o dili konuşan insanlarla iletişimi kolaylaştırır.

Yeni yapı ve kelimeler öğretir

Tematik kelime edinimi veya belirli zamanların öğretilmesi için kullanılabilecek pek çok şarkı bulunmaktadır. Öğretmenler bu şarkıları kullanarak yapı veya kelimeleri edindirme gayreti içine girdiklerinde öğrenciler farkında olmadan bu yapı ve kelimelere aşina olacaklardır. Aynı zamanda bu yöntem, tablo ve formüllerden çok daha eğlenceli ve etkili bir öğrenme süreci sunacaktır.

Günlük konuşma dilini öğretir

Şarkılar içinde yararlı birçok kelime, deyim ve ifade içerirler. Ayrıca bu şarkılarda hedeflenen kitle ana konuşma dili İngilizce olan kişiler olduğu için şarkılar ve müzikler güncel dili ve ifadeleri içerirler. Ülkemizde yabancı dil eğitimi almış pek çok kişi yurt dışına çıktığında konuşma dilinin öğrendikleri dilden çok farklı olduğundan dert yanmaktadır. Düzenli olarak dinlenen şarkılar aradaki bu boşluğu kapatmak ve günlük konuşma diline farkındalık kazanmak adına faydalı olacaktır.

Telaffuza aşinalık kazandırır ve geliştirir

Şarkılar telaffuza ve İngilizcenin ritmine, tonuna ve temposuna odaklanma imkanı tanıyacaktır. Düzenli olarak yabancı dilde şarkılar dinleyen kişi farkında olmadan telaffuzunun geliştiğini fark edecektir.

Kalıcı öğrenmeyi sağlar

Şarkıların içindeki kelime ve ses kalıplarının çoğu tekrarlanan bir yapıdadır ve bu onları zihne almayı kolay bir hale dönüştürür. Düzenli olarak dinlenen şarkılar içindeki kelimeleri ve deyimleri farkında olmadan ve kolaylıkla ezberletecektir ve unutma kolay kolay gerçekleşmeyecektir.
Hedef kitlesi olan yaş grubu, seviye ve ihtiyaca göre pek çok eğitsel site ve kaynak kullanıma hazır ebeveynleri ve öğretmenleri beklemektedir. İhtiyacı, seviyesi ve hedefi doğru tespit edilerek doğru yöntem ve tekniklerle zenginleştirilen bir İngilizce eğitiminin sonuçsuz kalması olanaksızdır ve şarkılar bu süreçte kullanılabilecek en değerli hazineler arasındadır.

5 Adımda Şarkılarla ve Müzikle İngilizce Nasıl Öğrenilir?

Doğru kaynak kullanın

Teknoloji bize bilgiyi kolaylıkla sunmakla birlikte ciddi bir bilgi kirliliğini de beraberinde getirmektedir. Eğitsel içerikli sitelerde aranılan öğrenme materyali kolaylıkla bulunabilinir ve güvenle kullanılabilinir.

Doğru şarkıları seçin

Kişi ilgisini çekecek, günlük konuşma seviyesinde ve açık telaffuz içeren şarkıları seçtiğinde öğrenme süreci daha kolay ve keyifli olacaktır.

Kelime desteği edinin

Şarkıları yeterli ölçüde dinleyip sözlerine hakim olduktan sonra sözlerle ilgili kelime çalışmaları yapmak öğrenmeyi anlamlı ve kalıcı hale getirecektir.

Şarkıyı söyleyin

Öğrenilen şarkıların sıklıkla ve yüksek sesle söylenmesi ağzın telaffuzu doğru şekli benimsemesini ve şarkının ritmiyle birlikte hareket etmesini sağlayacaktır. Başlangıçta şarkı alt yazılı veya şarkıyla beraber söylenirken zamanda ezberlendikçe kişinin kendi başına şarkıyı söylemesi ise günlük konuşmalarda şarkının içerdiği kelimeleri daha rahat kullanıp daha iyi telaffuz edebilmesini sağlar.

Tekrar edin

Öğrenilen şarkı sayısı arttıkça hala etkili ve anlamlı öğrenmeyi korumak adına düzenli tekrarlar vazgeçilmez niteliktedir. Müziğin yer ve zaman kısıtlaması olmadığından bulunan her fırsatta öğrenilen tüm şarkıların tekrarı kalıcı öğrenmeyi de beraberinde getirecektir.

İngilizceye Yeni başlayanlar İçin 10 Şarkı

İngilizce eğitimine başlarken tematik kelime edinimi öncelikli hedeftir dolayısıyla eğitim materyali bu hedefe hitap etmelidir. Hedef yapıların eğitim materyalinin içinde düzenli tekrarı da önemli kazanımlar arasındadır. 
Aşağıda İngilizce eğitimine küçük yaşta başlayan öğrenciler için anne-baba ve öğretmenlerin kullanabileceği 10 şarkı önerisi bulunmaktadır. Bu şarkılar temel düzeydeki İngilizce eğitiminde kazandırılması hedeflenen kelimelerden bazılarını içermektedir. 
Şarkıların sanal ortamda kullanılabilecek farklı versiyonları da bulunmaktadır. Ancak küçük yaş grubu için şarkıyı dinletip ezberletmekle kalmamak; şarkıyı farklı öğrenme modellerine uygun olarak zenginleştirmek gerekmektedir. (dramatize etmek, kes-yapıştır, boyama, eşleştirme vb.)
1. Harfleri tanımak için: The ABC Song
2. Vücudun bölümlerini tanımak için: Head, Shoulders, Knees and Toes
3. 1-10 arası sayıları tanımak için: Ten Little Indians
4. Aile bireylerini tanımak için: The Finger Family
5. Günleri tanımak için: Days of the Week Song
6. Ayları tanımak için: Months of the Year Song
7. Renkleri tanımak için: The Apple is Red
8. Hayvanları tanımak için: Old MacDonald had a Farm
9. Şekilleri tanımak için: The Shapes Song
10. Hava durumunu belirten sıfatları tanımak için: How is the Weather Song
Müzik evrensel bir dildir ve her yaş grubundan öğrencinin kendisiyle ilişkilendirebileceği bir unsurdur. Her gün İngilizce şarkılar dinlendiğinde öğrencinin İngilizcesinin göreceli bir kolaylıkla ne kadar kısa sürede geliştiğini gözlemlemek mümkündür. 
İngilizce öğrenimi müzik dinleme ve şarkı söyleme gibi eğlenceli aktivitelerle birleştirildiğinde süreç çok daha keyifli, anlamlı ve kalıcı hale gelecektir.

Eyvah, Çocuğum Kitap Okumuyor!

Çocuğunuza Okuma Alışkanlığını Nasıl Kazandırabilirsiniz?

Alışkanlık, herhangi bir durum karşısında aynı tepkiyi ve davranışı gösterip, bu tepki ve davranışı yerleşik şekilde tekrar etmektir. O kadar ki, kişi bu davranışı yaptığının farkına bile varmaz çünkü davranış yerleşik hale gelmiştir ve zorlanma yoktur, diğer bir deyişle davranış artık sıradanlaşmıştır.
Yaşam becerileri için vazgeçilmez olan ve kişilik oluşumunda önemli rol oynayan, alışkanlık haline gelmesi gereken bazı davranışlar vardır (diş fırçalama, yemeklerden önce ve sonra el yıkama vb.) ancak bir davranışı alışkanlık haline getirmek ciddi ve emek gerektiren bir süreçtir. Önceleri uygulamanın yerleşmesi için takip gerekir.
Eylemin sevilerek yapılacağı bir ortam oluşturmak süreci kolaylaştıracaktır. Kişilerin bu alışkanlığı kazanmalarının faydalı ve gerekli olduğuna inandırılmaları da oldukça önemlidir. Tekrar ise alışkanlık oluşmasında olmazsa olmaz etkenlerin başında gelir. Tekrar sürecinde kullanılacak olumlu pekiştireçler ile alışkanlığın kazandırılma süresi daha da kısalacaktır.

Okuma Alışkanlığı Ailede Başlar

Okuma alışkanlığı çocuklar için kazandırılması gereken alışkanlıkların başında gelir çünkü okuma alışkanlığı sağlıklı ve gelişmiş bir kişiliğin temel taşlarındandır. Bu alışkanlık kişinin bunu bir gereksinim olarak algılaması sonucu okuma eylemini, yaşam boyu sürekli ve düzenli biçimde gerçekleştirmesidir. Kişilerin okumayı öğrendikten sonra bu eylemi severek yapmaları için kazanmaları gereken en önemli alışkanlıklardan biridir.
Dil gelişimini en çok geliştiren ve destekleyen beceriler okuma, dinleme ve konuşmadır. Yani okuyan, çevresiyle bol bol sosyalleşen ve iletişim halinde olan çocukların, anlama ve kendini ifade etme becerileri de gelişecektir. Kendini daha rahat ifade edebilen bu tür çocuklar ise daha mutlu, huzurlu ve uyumlu olacaklardır.
Uzmanlara göre çocukları kitapla tanıştırmanın belirli bir yaş aralığı yoktur. Henüz bebekken kitapla tanışan çocukların dil gelişiminde gözle görülür farklılıklar gözlemlenmektedir. Çocuklar ne kadar erken kitaplarla haşır neşir olmaya başlarlarsa, kitap sevgisi ve alışkanlığı o kadar kolay ve doğal bir şekilde gelişir, kitap okuma alışkanlığı ne kadar geç kazandırılırsa bu alışkanlığı kazandırmak o kadar güçleşir.

Okuma alışkanlığının, temelinin aile içinde atıldığı ve devamının eğitim sisteminde öğretmenler tarafından öğrenciye kazandırıldığı düşünülürse bu alışkanlığın kazanımında ailenin rolü büyüktür. 21. yüzyılda etrafları göz alıcı oyuncaklar ve teknolojinin hareketli dünyası ile çevriliyken çocukların ilgisini kitaplara çekebilmek hayli zor olacaktır ancak aşağıda verilen tavsiyelerle bu zorlu süreç ebeveynlerin çocuklarıyla birlikte keyifli anılar biriktirebileceği bir hal alacaktır.

Anne Babalara Tavsiyeler

Zorlamayın, teşvik edin

Çocuk kitap okumayı bir zorunluluk, ödev veya ceza gibi gördüğü sürece, kitaplar kalbinden uzak kalır ama okumayı seven bir çocuğun elinden kitabını alamazsınız. Bu nedenle ebeveynlerin, çocuklarına ne kitap okumalarına yönelik ne de ne okumaları gerektiği ile ilgili zorlamada bulunmadan, dolaylı teşvik yollarını kullanmaları gerekmektedir. Bu teşvik sayesinde çocuklar, okumayı ebeveynlerini veya öğretmenlerini mutlu etmek için değil, kendilerini mutlu etmek için yaptıkları bir aktivite olarak görmeye başlayacaklardır.

Örnek olun

Çocukların farkında olmadan uyguladıkları en önemli öğrenme yöntemi rol model almaktır. Bu nedenle bir çocuk anne babası ne kadar okumanın öneminden bahsederse bahsetsin, bu alışkanlığın önce onlarda olduğunu gözlemlemediği sürece davranışı edinmeyecektir. Ancak, okuma alışkanlığı kazandırmada rol model olurken ebeveynlerin göz önünde bulundurması gereken çok önemli bir unsur vardır.
Ebeveyn çocuğu ile yeterli bir iletişim içinde olmayıp, bireysel olarak kitaplara gömülüyorsa, çocuk üzerinde antipatik bir durum da yaratabilir. Bu nedenle ebeveynlerin, çocukları ile paylaşımcı şekilde, onlarda merak duygusunu uyandırarak ve onları motive ederek okuma alışkanlığı kazandırma çabası içinde olmaları; okudukları kitaplar üzerinde gerekli konuşmaları, paylaşımları ve eleştirileri de yapmaları gerekmektedir.

Ortak okuma saatleri belirleyin

Çocukların ebeveynlerinden en çok istedikleri ve en çok ihtiyaç duydukları şey onlarla zaman geçirmektir. Kitap ise bir çocuğu, hem zihinsel hem de duygusal olarak geliştirebilecek en güzel tecrübelerden biri ki bunun parayla karşılığı yoktur. O halde ebeveynlerin öncelikli hedefi bu iki önemli unsuru göz önünde bulundurarak ortak okuma saatleri belirlemek ve o saatlere sadık kalmak olacaktır. Zaman zaman bu etkinlik küçük sürprizlerle (patlamış mısır, çikolata vb.) daha da keyifli hale getirilebilir

Okuma köşesi oluşturun

Ebeveynler, evlerinin yerleşim planına göre çocukları ile birlikte bir okuma köşesi tasarlayabilir, çocuklara bu köşeye koyabilecekleri ve kendilerine ait bir kitaplık alabilir ya da kendi kütüphanelerinden çocuklarına belirli bir bölüm ayırabilirler. Kişiselleştirme ve sorumluluk bilincini geliştirmek adına oldukça faydalı olan bu etkinliğin, okuma alışkanlığına da pek çok olumlu etkisi bulunmaktadır.

Yaş ve dil seviyesini göz önünde bulundurun

Kitap okuma alışkanlığının temelleri neredeyse bebeklik çağında atılmaya başlar. Bebek elleri ile kavrama yapabildiğinden başlayarak, kumaş gibi malzemelerden yapılmış, yuvarlak hatlı bir-iki yapraklı kitaplar verilebilir. Banyoda oyun ve yıkanma bir arada düşünülerek naylon malzemelerden yapılmış, suya dayanıklı kitaplar 1-2 yaşlar için uygundur. Çocuk ‘’kitap’’ adı verilen obje ile tanışır. Resimler ayrıntısız olup, canlı renkler kullanılmalıdır.
3-4 yaşlarında sayfa sayıları artar, renk ve figür sayısı biraz daha çoğalır. Çoğunlukla objeleri ve bazı kavramları tanıtan bu kitaplarda her sayfada birer sözcük kullanılabilir. Çocuk harfleri de görsel olarak tanımaya başlar. Okulöncesi dönemde kısa öyküler, hayvan ve bitki öyküleri, masallar çocukların ilgisini çeker. Hikayelerde sayfa sayısı artmıştır. Kahramanlar çocuğun algılayabilmesi ile orantılı olarak 3-5’e çıkmıştır. Resimler daha ayrıntılı çalışılmıştır. Çocuklar bu dönemde anlatılan öyküleri dinlemekten büyük zevk alırlar. Artık öykülerin yazıları da arttığı için harfler düzgün ve olması gerektiği gibi olmalıdır.

Kitap fonu oluşturun

Ebeveynler aylık bütçelerinden hem kendilerinin hem de çocuklarının katkıda bulunacağı bir kitap fonu oluşturabilirler. Bu etkinlik hem harçlığı doğru alışkanlıklar için kullanma becerisini geliştirmekte hem de kitap alma ve okuma konusunda farkındalık kazandırmaktadır.

Bir dergiye üye olun

Ebeveynler hem kendilerinin hem de çocuklarının ilgilerinize uygun dergilere abone olduklarında hem çocuklarında sahiplenme duygusunu geliştirecek hem de onlara düzenli okuma alışkanlığı kazandırmada rol model olacaklardır. Aynı zamanda bu etkinlik sayesinde okuma alışkanlığı çocuklar için kitaplarla sınırlı kalmamış olacaktır.

Yüksek sesle kitap okuyun ya da hikaye anlatın

Okuma alışkanlığı kazandırmada okuduğunu anlama kadar dinlediğini anlama da önemlidir bu nedenle belirli aralıklarla çocuklarına kitap okuyan ya da hikaye anlatan ebeveynler bu iki becerinin de gelişimine katkı sağlayacaklardır. Okuma ya da anlatma etkinliği sırasında ses tonuna, noktalama işaretlerine, mimiklere dikkat edilerek okunması ve anlatılması çok önemlidir.

Size kitap okumasına izin verin

Yaşı kaç olursa olsun her çocuk zaman zaman ebeveynlerinin ilgisini çekmek ister. Eğer çocuklar bu isteği ebeveynlerine kitap okuma talebi ile gerçekleştiriyor ise ebeveynlerin bu anlamda katılımcı olması çocuklarının okuma alışkanlığı kazanmasına önemli ölçüde destek sağlayacaktır.

Düzenli kütüphane gezileri yapın.

Günümüzde unutulmaya yüz tutmuş ancak okuma alışkanlığına ciddi katkısı olan unsurlardan biri de kütüphanelerdir. Ebeveynler çocuklarıyla bu değerli mekanları gezerek çocuklarına hem kütüphane kültürünü tanıtabilir hem de farklı mekanlarda okuma eyleminin zevkini tattırabilirler.

Okul kütüphanesini kullanmaya teşvik edin

Okul çağı çocukları için okul kütüphaneleri de adeta hazine gibidir. Ayda bir okunacak kitabın okul kütüphanesinden alınmasını teşvik edecek konuşma veya etkinlikler çocukları okul kütüphanesini kullanmaya sevk edecektir.

Birlikte kitapçıya gidin

Ebeveynler kitap alışverişlerini çocukları ile birlikte yaparlarsa sadece birlikte geçirdikleri zamanı kaliteli hale getirmiş olmakla kalmaz aynı zamanda okuma alışkanlığı kazandırmada rol model de olmuş olurlar. Kitap alışverişi sırasında çocukları için faydalı olacağına inandıkları kitapları alırken bazen de çocukları kendi kitaplarını seçme konusunda özgür bırakmak okuma alışkanlığı kazandırma adına faydalı olacaktır.

Kitap fuarlarına gidin

Kitap fuarlarında çocuklar yazarlarla tanışıp, aldıkları kitapları imzalatabilir. Yazarla konuşup, nasıl bir öykü istedikleri ile ilgili geri bildirimlerde bulunabilir; okudukları kitapların sonucu hakkında değerlendirme yapabilirler. Tüm bu etkinlikler okuma alışkanlığı kazandırmada teşvik edici olacaktır.

Hediye ve ödüllerini sevdiği kitaplardan seçin

Evde yapılacak kitap sohbetleri sırasında çocuklarının ne tür kitapları sevdiğini öğrenmeyi başarmış anne babalar zaman zaman alacakları ödül ve hediyeleri bu kitaplardan seçerlerse çocuklarının okuma alışkanlığı kazanmasına önemli ölçüde destek sağlamış olurlar.

Size kitap tavsiye etmesini isteyin

Bu etkinlik sayesinde çocuk hem fikirlerinin önemsendiğini ve ailede birey olarak kabul edildiğini hissedecek hem de okuma konusunda daha istekli hale gelecektir.

Teknolojik aygıtları mümkün oldukça çocuklar uyuduktan sonra açın

Teknoloji kullanımının kaçınılmaz hale geldiği günümüzde çocuklar için yapılabilecek en büyük iyilik bu kullanımı onlar uyuduktan sonra yapmak yani teknolojiyi yasaklamak yerine onlardan mümkün olduğu ölçüde uzak tutmak olacaktır.

Kitap içeriklerine dikkat edin

Ebeveynler aldıkları kitapların resim, grafik tasarım ve yazı karakterlerinin nitelikli ve yaş grubuna uygun olmasına özen göstermeli; düzgün ve akıcı bir dile sahip, yaratıcılığı besleyen, içinde hem iyi hem de kötü karakterler barındıran kitaplar seçmeli ve en önemlisi her zaman ders verme amaçlı kitaplar almamalı, bazen çocuklarının sadece eğlenmek için okumalarına izin vermelidirler. Aynı zamanda seçilen kitapların sırf roman yada hikaye türü kitaplar olmaması; biyografi, gezi, hatıra, kişisel gelişim, araştırma vb. tarz kitapların da seçilmesi gerekmektedir.

Farklı ülke ve kültürlerden kitaplar seçin

Evrensel değerlere sahip, ufku geniş, çağa ayak uydurabilen bireyler yetiştirebilmek adına ebeveynler çocukları için seçtikleri kitaplarda kültürel çeşitliliğe önem vermelidir.

Okumayı hayatınızın her anına yayın

Ebeveynlerin çocuklarıyla sadece kitap değil gazete, dergi, çizgi roman, karikatür, broşür, yemek tarifi, şarkı sözü, şiir hatta katalog gibi diğer basılı kaynakları da okuyup tartışmaları, okumanın bir yaşam becerisi olduğunu çocuklarına hissettirmeleri gerekmektedir.

Her yeri kitapla kaplayın

Tuvalet ve araba gibi hayatlarının genelde sıkılma eğiliminde oldukları farklı noktalarında hep bir iki kitap bulundurmak çocukları farkında olmadan okuma eylemine sürüklemektedir.

Hedef koyun

Kitabın çokluğu bazen göz korkutucu da olabilir. Bir kitabın okunup, tamamlanıp, sonra başka bir kitap alınması okuma alışkanlığı kazandırmanın ilk aşamalarında daha uygun olacaktır.

Okunan kitaplarla ilgili etkinlikler yapın

Okunan kitapla ilgili yapılacak her türlü etkinlik kitabı çocuk için anlamlı ve kalıcı hale getirecek, çocuğa okumayı sevdirecektir.
Kitaplarla ilgili yapılabilecek etkinlikler:
– Okunan kitaplarla ilgili yorumları barındıran ve ayın kitabı çalışmasını içeren çalışmalar hazırlanıp yazılı yada sanal ortamda yayınlanabilir.
– Okunan kitaplar çizgi roman haline dönüştürebilinir, karakterler çizilip konuşturabilinir ya da karakterlere mektup yazabilinir.
– Kitap okumanın önemini anlatan mini bir gazete, poster vb. oluşturulup okulda paylaşılabilinir.
– Öyküyü yeniden oluşturma veya yarım bırakılan öyküyü tamamlama tarzı etkinlikler yapılabilinir.
– Yazılı yada sanal ortamda kendi kitabını oluştur etkinliği yapılabilinir.
– Evde okuma bayramları düzenlenebilinir; paragraf okuma, anlama ve anlatma tarzı ya da belli sürede daha çok sözcük okuma ile ilgili yarışma türü etkinlikler düzenlenip ödüllendirmeler yapılabilinir.

Kitap kokan evlerde, okumanın verdiği haz ve özgürlüğü hisseden çocukların yetişmesi bilinçli anne babaların emekleriyle doğru orantılıdır. Tüm anne babalarımıza bu keyifli serüvende başarılar dilerim.
Yayınlanan web sitesi: http://blog.classloom.com/tr/eyvah-cocugum-kitap-okumuyor/

Etkili Sınıf Yönetimi Nasıl Sağlanır?

Verimli bir eğitim ortamı oluşumundaki temel taşlardan biri, öğretmenin sınıf yönetimi becerisidir. Bu beceriye sahip olmada eğitimciler olarak neler yapabiliriz? Sınıfımızı nasıl etkin yönetir ve pozitif disiplini nasıl sağlarız? Birlikte inceleyelim.

Öğretmenlik mesleğinin en zor taraflarından biri de hiç şüphesiz sınıf yönetimi.

Hedeflenen sınıf yönetimi, öğrencilerin etkili bir davranış örüntüsü kazanmaları yanında kendi davranışlarını anlama ve yönlendirme yollarını geliştirmelerine de yardımcı olmalıdır. Sınıf yönetiminin etkin şekilde kullanıldığı bir sınıf ortamı, adeta bir orkestra gibi ahenkle yönetilecektir. Bu süreçte sınıf içerisinde konulacak kuralların belirlenmesi yanında, uygulanmasındaki sürekliliğin de sağlanabilmesi için öğretmen ve öğrenci etkileşiminin ön plana çıkması gerekmektedir.
Öğretmen merkezli geleneksel eğitimde sınıfta disiplini ve sessizliği sağlama “sınıf yönetimi” olarak algılanır. Eğer bir sınıfta öğretmen anlatıyor, öğrenciler de sessizce dinliyorsa; öğretmen sınıf yönetiminde başarılı sayılır. Bu geleneksel anlayışın asırlardır göz ardı ettiği husus dünyada hiçbir akademik bilginin; oto-kontrolden, iyi seçim yapabilme, etkili iletişim kurabilme, eleştirel düşünebilme, problem çözebilme yeteneği ve sorumluluk alabilme duygusundan yoksun kimselere yardım edemediğidir.
Sadece engelleyici, kontrol edilemeyen, taşkın ve zarar veren davranışlar değil aşırı çekingen, utangaç, yardımlaşmaya ve iş birliğine kapalı davranışlar da istenmeyen davranış örneklerindendir.

21. Yüzyıl eğitim sisteminde sınıf yönetiminin kavramsal tanımı ve içeriği değişmiştir.

Öğrenci merkezli yeni anlayışta sınıf yönetiminin asıl amacı, yardımlaşmaya ve iş birliğine kapalı, saldırgan, iç denetimden yoksun, özgüven duygusu gelişmemiş, başarısızlığın suçunu başkalarına yükleyen, sorumluluktan kaçan, kurallara uymayan, yalan söyleyen, sınıfta ders dinlemeyen, okulu sevmeyen, hatalı anne baba tutumlarından dolayı çeşitli uyum ve davranış bozuklukları gösteren çocuklara rehberlik yapmaktır.
Öğrenciyi merkeze alan bu yeni sınıf yönetimi anlayışı, geleneksel sınıf yönetimi ile yetiştirilmiş öğretmenler tarafından kolay benimsenememektedir. Pek çok eğitimci, öğrenciyi merkeze alan bir sınıf yönetiminin sınıftaki öğretmen otoritesini sarsmasından endişe duyar.
Bu beceriler ancak, öğrencilere saygıyla yaklaşarak ve başarılı bir yaşam için ihtiyaç duyacakları bir okul ortamı oluşturarak; öğrencilerin başarısız olduklarında küçük düşme yerine güvenli bir ortamda hataları ile öğrenme fırsatı yakalamalarına imkan sunarak, gerek akademik gerekse sosyal alanda güçlendiklerini hissedecekleri bir okul ortamı oluşturarak kazandırılabilir.
Bu ortamda öğrenciler, yarış yerine işbirliği içinde çalışmayı öğrenir. Öğretmen ve öğrenciler ortak çözümler üzerinde birlikte çalışmayı hedefler. Yetersiz olduğunu düşünmek ve düşük motivasyon artık eğitim ortamının bir parçası olmadığından, hayat ve öğrenme için heyecan ve pozitif enerji aşılayan bir ortam oluşturmada birbirine yardım eden öğretmen ve öğrenciler eğitim süresince birbirinden öğrenen ve yaşamlarını zenginleştiren bireyler haline gelirler. Böyle bir ortamda yapılan eğitim, sürece dahil olan herkesi besler; istendik davranışları kazanmış; hem kendini hem de toplumu seven mutlu bireyler yetişir.

Eğitimciler, Etkili Sınıf Yönetimi İçin Nelere Dikkat Etmeli?

Sevgiyi ifade etme ve koşulsuz sevme

Sıcak ve samimi bir ses tonuyla çocuğa yaklaşma ve onu kucaklama çocukların istenmeyen davranışları göstermesini önler. Eğer bir çocuk sevildiğini hissederse istendik yönde davranacaktır. Öğrenciye istendik davranış kazandırmanın en etkili yollarından biri sınıfta olumlu davranışlara odaklanma ve olumlu davranışları pekiştirme amaçlı ödül yöntemini kullanmaktır. Bu ödüllendirme sistemi sözel olabileceği gibi çalışmanın ya da davranışın sınıfa sunulması, eve gönderilen küçük tebrik notları veya güdüleyici semboller kullanma (gülen yüz, yıldız… vb) şeklinde olabilir. Ancak eğitimci, her öğrencisini koşulsuz ve aynı ölçüde sevdiğini; ödülün kişiye değil davranışa özgü olduğunu öğrencilerine hissettirmelidir.
Tutarlı olmak
Öğretmen bir gün izin vermediği davranışa bir başka gün göz yummamalı; tutum ve davranışlarında tutarlı olmalıdır.
Problem davranışı anlamak
Herhangi bir disiplin problemi çıkmışsa, bunun mutlaka bir nedeni vardır. Sınıf ortamında meydana gelen istenmeyen davranışların nedenleri öğretmenin, öğrencinin, sınıfın fiziksel yapısının, sınıfın içinde bulunduğu okulun, çevrenin sahip olduğu özelliklere göre değişiklik  göstermektedir. Sınıftaki istenmeyen öğrenci davranışlarının önüne geçilebilmesi bu davranışların ortaya çıkmasında etkili olan nedenlerin bilinmesine bağlıdır.
Çocukların kendilerini iyi hissetmelerini sağlamak
Çocuklar, kendilerini mutlu ve rahat hissettikleri ortamlarda daha fazla istendik davranış göstermektedir. Bu nedenle sınıfta öğrencilere seçim hakkı verilmesi, onların sorumluluk alma ve özgürlüklerini arttırma duygularını geliştirecektir.
Sınırlar koymak
Toplumun her biriminde düzeni sağlamak için kurallar kaçınılmazdır. Sınıfta da düzeni sağlamak adına konulan kuralların bir kaç kelimeyle ifade edilebilecek kadar basit ve açık olması; çocuğa yapılmasını istemediği şeyleri belirtmekle beraber yapılması istenenleri de açıklaması gerekmektedir.
Problem çözme becerisi kazandırmak
Günümüzde problemsiz bireyler değil yaşadığı problemi en hızlı ve hasarsız şekilde çözebilen bireyler kabul görmektedir. Bu noktada öğrencilerine problem çözme becerisi kazandırma bir eğitimci için vazgeçilmez olmuştur. Problem çözme becerisi kazanma kolay bir süreç değildir. Bu süreçte eğer bir çocuk kabul edilemez bir çözüm önerirse ona açıkça davranışın kabul edilemezliği açıklanmalı ve nedenleri anlatılmalı; o çözüm uygulanırsa sonucun ne olacağı tartışılmalıdır. Ayrıca her durum için birden çok çözüm olduğu ve her çözümün de sonucu olduğu açıklanmalıdır. Daha sonra denemesi için olumlu çözümler önerilmelidir.
Günümüz eğitim sisteminde tercih edilmemesi gereken davranış kazandırma yöntemlerinin başında “ceza” gelmektedir. Eğitimcilerin göz ardı etmemesi gereken husus, cezanın davranışı zayıflatacağı ya da belli bir süre için durduracağıdır. Bu nedenle baskı ortadan kalktığı an istenmeyen davranış aynen tekrar edecektir. Ceza, asla davranış değişikliği sağlamaz. Sınıf içinde istenmedik davranışları azaltmayı hedefleyen eğitimcilerin öncelikle öğrencilerine bu tarz davranışları ve sonuçlarını fark ettirmesi gerekmektedir.

Etkili Sınıf Yönetiminde Eğitimciler İçin Etkinlik Önerileri

Kukla oyunları
Rolleri canlandırmada kuklalar kullanılır. Bu kuklalar sayesinde öğrenciler uygun olmayan davranışları, davranışla ilgili kuralı, onun yerine konulması gereken davranışları kendi başlarına ve eğlenerek keşfetme fırsatı bulurlar.
Posterler
İnsanlığın en çok görsel uyarıcılara maruz kalarak öğrendiği bu çağda, öğrenme ortamlarının belirlenen kuralları gösteren posterlerle süslenmesi, sözel uyarılardan çok daha kalıcı etki bırakacaktır.
Bir oyun oluşturma
Öğrencilerden sınıf ve okul kuralları konulu bir oyun yazmaları ve oynamaları hatta oyunlarını diğer sınıflara da sergilemeleri istenebilir. Bu sayede öğrenciler hem yaratıcılıklarını, hem eleştirel düşünme becerilerini hem de özgüvenlerini aynı anda geliştirme imkanı bulur.
Yanlış yol
Öğrencilerden istenmeyen davranışları sergiledikleri ve bu süreçte neler yaşayabileceklerini canlandırmaları istenebilir. Drama videoya alınır ve tüm sınıf bu videoyu izleyerek hem yanlış davranışı ve sonuçlarını tanımlar hem de doğru davranışlarla ilgili beyin fırtınası etkinliği gerçekleştirilir. Bu sayede problem çözme, eleştirel düşünme, yaratıcılık gibi pek çok beceri aynı anda öğrencilere kazandırılabilir.
Kuralı bir torbaya koyma
Kurallar kartlara yazılıp bir torbaya konularak öğrencilerden torbadan çektiği bir kuralı kendi ifadeleri ile sınıfa açıklamaları istenebilir. Böylece öğrenciler kuralın neden gerekli olduğunu daha kolay içselleştirmiş olur.
Kuralları gizleme
Kağıt katlanır ve iç tarafa sınıf kuralı yazılır. Katlanmış kağıdın dışına kurala ilişkin ipucu verilir. Öğrenci ipucunu okuyarak kuralı tahmin etmeye çalışır. Böylece öğrencilerin kuralları içselleştirmesi daha keyifli bir hal almış olur.
Ayrımlaştırma
Sınıf kuralları ile ilgili, doğru olan veya olmayan davranışların listesi hazırlanır. Öğrenci listeyi okuyarak doğruyu yanlıştan ayırt etmeye çalışır ve böylece aynı anda iki liste yapılmaya çalışılır. Böylelikle öğrenciler seçim yapma, karar verme ve sorumluluk alma sürecinde aktif rol almış olur.
Sağlıklı, mutlu ve başarılı bireyler yetiştirmek zorlu bir süreçtir. Bu sürecin mimarı olan öğretmenlerin de öğrencileri ile etkili iletişim kurmaları ve onlara istendik davranış kazanma yolunda rehber olmaları gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki, günümüzde öğretmenler, bir zekayı tamamen hazır bilgilerle dolduran öğretici rolünden çıkarak öğrencilerin kendi özgün fikirlerini üretmeleri için onları teşvik eder hale gelmeleri gerekmektedir.